Şimdi Kuşadası'nda olmak istiyorum,,, Son görevimi yerine getirememin acısı içimi burkuyor.
Sevgili Öğretmenim, sen kapısını açık tuttuğun 3 saatlik koca dersleri bize 3 dakika yaşattığın için... Yüreğimde bu yanma, boğazımdaki obua sesi silueti...
O derslerin nasıl geçtiğini bilemezdik, anlamazdık. Büyülü bir şeydi. Zarif ellerini izlerdim sen dersi anlatırken, gençliğinde nasıl keman çaldığını hayal ederdim. Yüzündeki "sizler henüz çok gensiniz ama bileceksiniz" gülümsemesi... Nasıl dolu dolu kahkahalar atardın...
Sen Sevgili Öğretmenim, müzikolojinin anlamını öğrettin bana. Sen okuduğum kitapları çoğalttın, bilmediğim bestecileri öğrettin. Bilmediğim yazarların bilmediğim konulardaki fikirlerini serdin önüme, filmler bile çoğaldı dağarcığımda...Ders materyalleri hakkında anlamadığımız şeylerden bahsederken meğer nasıl kuvvetli tohumlar serpmişsin de bilememişim o zaman. Yaratıcılık denen kavramın kapılarını sonuna kadar açmışsın ki ben yıllar sonra bir öğretmen olduğumda yeşerdi genç fidanların... İşte o "sonra çok sonra anlayacaksınız" gülümsemen geçiyor gözlerimin önünden.
Bir Bach çalmalıyım şimdi, mi minör sonatı her çalışımda seni anarak çaldım 15 sene boyunca Sevgili Öğretmenim. Bir Bach çalmalıyım şimdi...
Üzerini çok sevdiğin Kuşadası seması örtecek artık. Madem ki orda olamıyorum Edip Günay, ben artık mi minör sonatın eşliğinde seni uğurluyorum sonsuzluğa...
Devamı için tıklayın